21 Mart 2010 Pazar

buz parçası


zaman akmıyor sanki devriliyor önümde
sürekliliğe değil sıçramalara teslim ediyor kendini zaman..

kabuklarını delip çıkan kelebekler gibi

sanki her biri ölümün sırrını çözmüş içinde

yine de pencerenin camına çarpa çarpa ölüyorlar.


adım adım belki
ölçü ölçü yaklaşıyor saatim,
biliyorum.
kendime 'unutma' reçeteleri yazıyorum.

bu karanlıktan başka bir karanlık varsa

ne özlem barındırıyor ne de korku.

hiçkimseyi ya da hiçbir şeyi suçlamadım
dokunaklı bir çağrıya kızdım en çok..

'normal' insanların saçma hayatlarına özendim
özendim ve taklit ettim.
hayal kırıklıklarımı doldurdum ceplerime her seferinde.
yarım bırakıp, terkettiğim olay yerlerini özlemedim hiç.

karanlıkta bile parlayan taşlar topladım yerlerine
bir meleğin kanatlarına diktim gözlerimi
belki uçabilirim bahar gelmeden
erimesin elimdeki buz parçası diye..
YerÇekimi

28 Şubat 2010 Pazar

'... yine de, en kışsı ruh hâlimde, sahibim renklerin ve tüm çiçeklerin varoluşunu boykot etmenin mutlak gücüne...''

''je n'étais coeur qui battait''
''ben sadece atan bir kalptim.''

SYLVIA PLATH

25 Şubat 2010 Perşembe


Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi,
kimi Odesa'da yatar, kimi İstanbul'da, Pırağ'da kimi.

En sevdiğim memleket yeryüzüdür.

Sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi.
16 Ağustos 1959
Nâzım Hikmet

27 Ocak 2010 Çarşamba

İki Yemin

Ben hep çabuk çekilen tetiğe yaşadım
Yemin ettim
Yüreğimdeki ve bedenimdeki
bütün yaralar adına
yüzünün kuyusuna düştüğüm kuytuda
Sana olanca aydınlığım ve karanlığımla baktım
aşktan yorgun düştü dinim
dağıldı kehribarım
gül ve buğday yetiştiren
Ömrüm adına yemin ederim ki:
Ben seçmedim bu ölümü
Kaçmasan vurmayacaktım

MURATHAN MUNGAN

31 Aralık 2009 Perşembe


Ruh zenginliği kazanmış olanlar, yaşamı acısıyla, mutluluğuyla, ihanetiyle, çirkinliğiyle kabul edenlerdir.Onlar ki kaybetme sanatını öğrenmişlerdir; bu yüzden yaşama katlanabilme yeteneğini geliştirmişlerdir.

Ahmet ÜMİT

23 Kasım 2009 Pazartesi


1 Ekim

Şimdiden lodosu özledm. Lodosun gözü yaşlıdır derdi anneannem. Lodos estikten sonra yağmur beklerdim hemen ben de. Mevsim eğer yazsa yağmadığına sevinirdim, yağacak her şey mahvolacak diye ödüm kopardı. Şimdi bir rüzgâr esti ama adı nedir hızı nedir anlayamadım. Batıya geldim pusulam şaşıyor gitgide.


18 Ekim


Geçiyor. Yaşadığım anlar günler zamanlar mevsimler öyle geçiyor ki bana sadece onların geçtiğini düşünmek bile acı veriyor.
Süreklilik belki sadece bir görüntü ama elbette görüntüden vazgeçemeyiz. Görüntü dünyanın tuzu biberi.

Evsizlik Defteri- Kuzey'in günlüğünden

13 Ekim 2009 Salı


... Eksik olsun istemem, istemem eksik olsun!
Fakat şarkı söylemek, gülmek, dalmak hülyâya;
Yapayalnız, ama hür, seyahat etmek aya.

Gören gözü, çınlayan sesi olmak ve canı
İsteyince şapkayı ters giymek, karşışanı
Olmamak. Bir hiç için ya kılıcına veya
Kalemine sarılmak ve ancak duya duya

Yazmak, sonra da gayret tevazuyla kendine;
''Çocuğum!'' demek, Bütün bunları hoş gör yine,

Hoş gör bu çiçekleri, hatta bu kuru dalı,
Bunlar yabanın değil kendi bahçenin malı!
Varsın küçücük olsun fütuhatın, fakat bil,

Onu fetheden sensin, yoksa başkası değil.

Ara hakkını hattâ kendi nefsinden bile.

Velhasıl bir tufeylî zilletiyle

Tırmanma! Varsın boyun olmasın söğüt kadar,

Bulutlara çıkmazsa yaprakların ne zarar?

Kavaklar sıra sıra dikilse de karşına

Boy ver, dayanmaksızın, yalnız ve tek başına!


Edmond Rostand